Çocuğun ruhunu özgür bırakmak lazım


Birebir aynı olmasada bize,bana ve kızıma  çok yakın bir hikaye...Tuba anneliğini yazmış,çok da güzel yapmış kalemine,emeğine sağlık...Onun anneliğini anlatışında kendimi buldum..Sizinlede paylaşmak istedim..Fazla uzatmadan Tuba Ünsal'ın şahane yazısıyla başbaşa bırakıyorum sizi :)


Çocuk sahibi olmak ciddi bir iş. Arkasından bir sürü duyguyu katmerleyerek bünyenize yapıştırıyor. Mesela doğduğu andan itibaren çok bilmişler ordusuyla baş edebilmeniz için sağlam sinirlerinizin olması gerekiyor. Herkesin bir fikri var. Çocuğu olanın tecrübesi, olmayanın da amcasının çocuğu var. Bıt bıt kafanızda sürekli neyi nasıl yapmanız gerektiğiyle ilgili koca koca balonlar çıkarıyorlar. Ben, Sare doğduğu andan itibaren kendi doğrularımı, okuduğum bir takım kitaplarla harmanlayıp yeni bir motto oluşturdum. Genelde insanların laflarından çabuk etkilenen ben bu süreçte de cadı kazanından nasibimi aldım. Zaten bozuk olan ruh halim, bir gün sütümün kesilmesiyle iyice darmadağın oldu. İşte o gün karar verdim çevremi saran, ‘Her şeyi bilir anneler ordusu’na sırt çevirmeye. Ben ne yaptım, sütüm kesilince yakın çevremden süt araştırdım, üç buçuk ayda kesilen sütümü arkadaşlarımdan edindiğim sütlerle 4 aya tamamladım. ‘Aman saçmalama, yok başka annenin sütünü nasıl verirsin? Ya hastalık kaparsa? Ya sütü yaramazsa?’ Bir sürü negatif fikir baloncuğu... Halbuki eskiden rağbet gören süt anne olayının ne kadar gerekli bir durum olduğunu Amerika’da çoktan keşfetmişler. Hatta orada emzirme kulüpleri var. Anneler haftanın belirli günlerinde bir araya gelip birbirlerinin çocuklarını emziriyorlar. Amaç çocuğun bağışıklık sistemini güçlendirmek. Ne kadar farklı bünyeden süt alırsa çocuğun o kadar sağlam olacağı düşünülüyor. Benim şansıma arkadaşım Ceylan’ın süt fazlası vardı ve sağması gerekiyordu, hem stokları topladık hem de taze taze faydalandık. Mamaya geçişi bu şekilde bir kaç hafta daha ertelemiş olduk. Böylece Ceylan, Sare’nin süt annesi oldu. İşte böyle normların fazlaca dışında bir anne-çocuk sürecinin içine girdim... Annelik hakkında sözüm bu kadar...
Doğum yaptıktan sonra kendi kendime dedim ki ‘’yılın annesi olmayacağım’’ yani çıkıp ortalara ne çocuğumdan bahsedeceğim ne de ahkam keseceğim.
O yüzden bizi öyle çocuk, aile bırt zırt dergilerinde suratımızda en ebeveyn gülümsemeyle insanlara bilgiler verirken, tecrübelerimi paylaşırken göremediniz. Hatta genç bir anne olarak anne-çocukla ilgili köşe yazmama dair birkaç teklif almışlığım da vardı ki, ben nazikçe o çembere girmeyi reddettim. O işi yapmaktan zevk alan bir sürü bilgili insan var zaten, benim ahkam kesecek bir durumum yok. Bu tercihi yapma nedenim aslında kendi yöntemlerimin süt örneğinde olduğu gibi genele pek hitap etmemesiydi. Mesela Sare bir yaşına gelene kadar hiç ilaç kullanmadım, doğal yöntemlerle ve bitkisel çözümlerle sorunlarımızı çözdük ki bunu hangi gazetenin hangi köşesinde önereyim Maranki miyim neyim?
Anne terörü...
Annelik mesleğinin diğer bir zorluğu da öteki meslektaşlarla girilen savaş halleri. Bir annenin diğerine yaptığını kediler fareye yapmıyordur. Çocuklar üzerinden yaratılan ego savaşları, kafası zaten allak bullak olmuş yeni anneyi iyice sersem bir duruma sokuyor. Her şeyi herkes doğru biliyor her şeyi en düzgün kendileri yapıyorlar. İşte bu çıldırmış annelerden kendimi koruyabildiğim kadar korumaya çalıştım. Halbuki dünyada ne kadar anne varsa o kadar farklı farklı çocuk yetiştirme yöntemleri olduğunu kabul etseler bir ohh çekip rahat edecekler. Kimsenin kimseden madalya beklediği de yok, keşke kendi halinde takılarak yollarında ilerleseler. Benim en büyük madalyam da yetiştirdiğim sevgi dolu yüzü hep gülen tatlı kızım oldu. Anne teröründen az çok nasibimi almışlığım var. Kucağımda yavrillamla o şehir senin, bu ülke benim dolaşmam, bir de özel hayatıma kaldığım yerden devam etmem kimilerinin takdirini kazansa da kimisi de yaşayamadığı bu durumlarla hafif bir hasetlenmeyle laf etti. Tayland’da bir hippi kampına gittiğimizi duyanlar neredeyse tavuk kesip yanımıza erzak niyetine vereceklerdi, biz sahilde anne kız kucak kucağa dalgaların getirdiklerine bakarken bunları düşünüp gülüp geçtik. Bizim bir kulağımızdan girip diğerinden tırıslaması ışık hızında oldu. Sare bana rehber oldu, biz onun tuttuğu ışıkla yolumuza bazen yalnız bazen de bizi sevenlerle devam ediyoruz. Herkesin doğrusu kendine.’’Çocuk da yaparım kariyer de’’ söylemine ben bir kaç bir şey daha ekleyip bu yolda devam ediyorum beni seven de arkamdan gelsin...

Ruhu özgür olmalı...

Sare doğduğu andan itibaren benim küçük uydum olarak ben nereye gidersem O da yanımda geldi. O zaman keşfettim ki oyunculuk, çocuk büyütmek için şahane bir meslek. Set aralarında ışık kurulmasıydı, set hazırlanmasıydı derken saatlerce bekliyorsunuz. O sürelerde biz Sare’yle neredeyse hiç ayrılmadan kucak kucağa bir yılı geçirdik. Yine okuduğum bir kitapta ‘’Çocuğun vizyonunun 3 yaşına kadar gördüğü imgelerle oluştuğunu” söylüyordu. Evde çocuğunuzu dışarıdaki bütün kötülüklerden uzak tutabilirsiniz ama asıl en büyük kötülüğü yaptığınızın farkına varmadan... Bana çok ahkam kesen organik çılgını anneler halbuki hepi topu 9-6 mesaisinde çocuğunu 1 saat ancak görebiliyorlardı. Çocuğun ilk gülüşünü ilk emeklemesini belki de dadıları görüyordu. Ne kadar üzücü bir durum olduğunu tahmin edebiliyorum ve Allah’tan onlar için sağlam sinirler ve sabır diliyorum. Anne olmak zor iş hele bir de çalışan anne olmak en zoru. Maalesef artık hayatta sözde değil özde eşitlik zamanı. Kadın olmak bu ülkede başlı başına bir mücadeleyken bir de paranızı kazanmak zorunda olmanız ve bunu kucağınızda size bakan minik bir melekle yapmaya çalışmanız daha da zor. Yasalarında uygun şartları sunamamasıyla küçücük bebeğini bırakıp evine ekmek götüren kadın sayısı o kadar fazla ki. Sare iki aylıkken çalışmaya başlayıp üç buçuk aylıkken sütümün kesilmesi benim için çok yıkıcıydı ama başka türlüsünün olmasının da pek ihtimali yoktu. Şubat soğuğunda set-emzirmek ve süt sağma makinesi üçlüsü pek çalışmadı ve yarı yolda ortada kalıverdik. Süt trajedisini atlattıktan sonra anne-kız bu sefer de başka trajedilerle boğuşmaya başladık, ev arama derdi, ayrılıklar falan... Ben sette bıraktığım oyuncu kimliğimi evde tekrar üzerime giyiyordum, çünkü çocuklar olan bitenin farkına anne odaklı olarak varıyorlar, o dönem gittiğim pedagogun dediği gibi ‘’Anne mutluysa çocukta mutlu”. O yüzden bütün trajedileri üzerimizden zeytin yağı gibi akıtıp yeni düzenimize adapte olmaya çalıştık. Biz Sare’yle ruhumuzu özgürleştirip yeni bir hayata yelken açtık. Artık trajedi sadece izlediğimiz dizilerde kaldı hatta aramıza diğer en özgür ruhumuz BABA bile katıldı, geçmişi geride bırakıp hep birlikte uçuşa geçmiş durumdayız. Ayrı evlerde aynı amaç için uçuşa geçmiş iki ruh...

Yazının özeti

Bu yazının yazılma amacı anneliğe dair benim durduğum yer bulunduğum nokta budur demek. Çok ortalara çıkıp yaşadıklarımı bağırmasam da anne Tuba’yı ballandıra ballandıra anlatmasam da...Şu hayatta kendimle hayatımda belki de gurur duyduğum en güçlü yanım anne Tuba olanım.Ama bunu bana özgü şekillerde yapmaya çalışıyorum,kimseyi eleştirmeden ahkam kesmeden bir yol tutturdum gidiyorum işte.Ha bir de anne olmak her zaman vicdanınızın sızlamasıymış. Neyi ne kadar doğru yapmaya çalışsanız da en ağır mahkemede kendinizi yargılayacak zaten bir neden buluyorsunuz bir de filmin erkek başrolü uzaylı rolünde bari hemcinsler arası dayanışma olsun. Bana annelikle ilgili akıl soranlara ilk söylediğim, kendi akıl sağlıklarını korumaları oluyor. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu pedagojinin bile tam çözdüğüne emin değilim. Sen kalbini ferah tutup elinden geleni ardına koymuyorsan gerisi akıp gidiyor zaten.Analarımız da bizi pedagogla büyütmedi ya ,bir şekil büyüyüp gidiyor şu insanoğlu.İyi insandan iyi çocuk çıkıyor gerisi fasa fiso, kalbine güzellikleri koy yanına da tatlı uydunu kat hadi sana eyvallah...İşte benden de kendimce bir annelik yazısı... İyi pazarlar...


Dipnot:Şunu tüm kalbimle belirtmeliyim ki benim de en büyük madalyam yetiştirdiğim sevgi dolu,yüzü daima gülen kızımm..Bu yüzden herdaim şükür ediyorum Allahıma..Evet kolay şeyler yaşamadım bende belki hayatımda ama herşeye değer diyebildiğim dünya ballısı bir yavrulellam var benim :)) Sevgili Tuba Ünsal hislere tercümann :)Kaleme aldığın bu güzel yazı için;kızıyla birlikte ayakları üzerinde durmaya çalışan genç,bekar anneden kocaman  teşekkürleeerr :) 


Tuba ÜNSAL
12.08.2012

10 yorum:

  1. Gerçekten güzel bir yazı kalema almış Tuba Ünsal.
    Keşke benim de onun gibi tüm günümü geçirebileceğim, işimi yapıp yapıp aralarda gidip kızımı öpüp sevebileceğim bir işim olsaydı. Ben de mesai ile çalışan bir anneyim ama olabilidğinde kaliteli zamna geçirmeye çalışıyorum onunla ve özgür bırakıyorum onu. Gönlü istediği gibi çizip boyuyor, döküp saçıyor..
    Bakın :
    http://www.ceylinolmez.com/index.php/ariv/243-melek.html
    Bu arada anne-kız fotoğrafınız harikaa....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım maalesef hepimiz onun kadar şanslı olamıyoruz bende bugün bir iş görüşmesine gidicem ve benimde 9-6 mesaisiyle çalıştığım bir işim olacak muhtemelen yapacak birşey yok yavrularımızın gelecekleri için çalışıyoruz biz elimizden geldiğince kuzularımızla biarada bulunduğumuz zamanı en iyi şekilde geçirmeye bakalım kimbilir birgün bizim de kızlarımızı alıp gidebileceğimiz bir işimiz olurr belki duaya devam :)

      Sil
  2. çok güzel anlatmış gerçekten herşeyi.. ben bu özgür ruhtan yanayım, hem anne için hem de melekleri için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgim katılıyorum kesinlikle bende çok beyendim yazıyı o yüzden paylaşmak istedim ilaçsız,özgür irade bol sevgii en güzeli :)

      Sil
  3. Gerçekten çok güzel yazmış..Keşke mesaili değil de kızımla daha çok vakit geçireceğim bir işim olsaydı..Resim harika :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. süreyyacım teşekkürler :) bende yanımda kızımı da götürebileceğim bir işe programladım kendimi umarım olur kısa zamanda :)

      Sil
  4. Merhabalar efendim,

    "...kalbine güzellikleri koy, yanına da tatlı uydunu kat, hadi sana eyvallah..." Ben de işte bu kadar diyorum. Hele şu sözlerinize de katılmamak elde değil :" ilim bile bu işi çözememiş... Bizleri pedagoglar mı büyüttü?..."

    Sizi tebrik ederim. Cenab-ı Allah, yavrunuzu size ve tüm sevenlerine ve sevdiklerine bağışlasın. Zihni ve bahtı açık olsun inşallah!

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değil mi recep bey yazdığınız cümleler özetlemiş yazıda herşeyi kesinlikle.. güzel dualar için çok teşekkür ederiz sizde allaha emanet olun sevgiler :)

      Sil
  5. çok anlamlı bir yazı.söyleyecek söz bulamıyorum.tek başına anne olmak zor ama bir okadar da güçlü bir his olmalı.insanlar anlaşamayabilirler ve sırf çocuk için evliliklerine devam ederler halbuki bilmezlerki evdeki her hırgür o çocuk için daha beterdir.ama kendileri için doğru karar verip yola yalnız devam eden insanlar da vardır sizin gibi canım.tuba ünsal, sen ve daha niceleri.ve bu yolda ne kadar güzel yürüdüğünü görüyoruz kızınla birlikte.Hep böyle güzel yürümeniz dileğiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. edacımm canım benim ne güzel söylemişsin .. evet yalnız anne olmak kolay değil kesinlikle ama inan çok gurur verici ben kızımı bahane ederek gitmeyen gidemeyen bir evliğiği zorla götürmeye çalışmadım tabi bunda ailemin yanımda olması,ekonomik koşullar vs. de çok etkili.. Ama çocuğu bahane edip yürütemedikleri bir evliliği devam ettirmeye çalışan çok insanda biliyorum maalesef..Biz kızımla mutluyuz,çok huzurluyuz birlikte büyüyoruz:)) güzell dileklerinn içinn tekrar çok teşekkür ederim seni ve güzel kızını öpüyoruz kocaman :)

      Sil