Biz 3 Olduk :)

         Yıllar su gibi hızla akıp gider iken bunun en güzel kanıtı resimler oluyor sanırım.Anı dondurduğumuz fotoğraf kareleri zamanın nasıl da çabuk geçtiğini idrake sebep.İşte en mutlu anlarımızından karelerle bloguma yeni bir dönüş daha..

Tuvalet Eğitimi

      Yeni nesil anneler bin türlü kaynakla beslemeye çalışıyoruz kendimizi.Nasıl daha iyi anne olurum,yavruma daha fazla nasıl yeterim nasıl verimli geçiririm zamanımı,nasıl eğitirim v.s v.s çocuğumuzla alakalı her türlü konuda kitapları karıştırıp,internette kayboluyoruz.Bi çok zaman faydalı bilgilerle kuşansak ta kimi zaman geleneksel yöntemler tek kurtarıcımız oluyor.


       Duruşun tuvalet eğitimine gelince her ikisini de harmanladık biz.Geleneksel yöntemin pratikliği,basitliği,günümüzün özgüven telkini,çocuk psikolojisi..Duruş yaklaşık 4 aydır tuvaletini söylüyor.Her ikimizinde hazır olduğu zamanı tercih ettim bunun için ki en önemli nokta bu bence.Bir İstanbul gezisi dönüş yolunda Duru'nun yaşlarında bi minik ve annesiyle tanıştık, feribotta.Ufaklık geçen yaz halletmiş bu meseleyi, Duru'dan 5-6 ay büyük olduğunu hesaba katarsak daha fazla uzatmamalıydım bu mevzuyu.Eve dönüşle birlikte iyice hazırladım kendimi ,gece çişle bölünen uykulara ,ıslanan koltuk ve halılara v.s. Neyseki tahmin ettiğim zorlukta olmadı.Hatta itiraf edeyim çok kolay oldu. Bir itiraf daha nazar değmesin diye uzun süre de yazmadım buraya :))

Öncelikle bezler atıldı.Cicili bicili kilotlar alındı ve küçük hanıma her tuveleti geldiğinde bize söylemesi gerektiği telkin edildi.Şaka gibi ama sabahtan öğleye kadar küçük hanım her tuvaleti geldiğinde bulunduğu yere yapmaya başladı...Ufak bir moral düşüklüğünden sonra annem sağolsun farklı bir taktik geliştirdi.Duruya "anneannecim sen artık büyüdün kocaman kız oldun her işini kendin yapıyorsun tuvaletin geldiğinde de kendi başına gidip yapabilirsin bize hiç söylemene bile gerek yok" şeklinde güven aşıladı. Aa o da ne bizimki her tuvaleti geldiğinde " anne bak ben kendim yapıyorum tuvaletimi artık" deyip koşa koşa tuvaletin yolunu tuttu:) hatta öyle ki  bunu oyun haline getirdi .Yani biz bu mevzuyu hiç tahmin etmediğim gibi çok kolay bir şekilde yarım günde hallettik.Basit bir lazımlığın klasikliği, günümüzün özgüven telkiniyle tatlıya bağlanmış tuvalet eğitimi. Bi faydası olur inşallah yeni nesil annelere darısı tuvalet eğitimiyle sınavda olan bütün anne ve miniklerine.

          Sevgiler..

Okul Mevzu Bahsi

            Türlü uğraşlar araştırmalar sonucu yemek listesinden,hijyenine,öğretmenlerinin içtenliğinden,eğitim kalitesine güvenebildiğim bir okul bulabilmenin sevinci kursağımda kalmıştı aslında başlarda.Okul okul diye tutturan güzel kuzum Durucuk; eh nihayetinde okullu olmuştu olmasına da ilk günün hevesi çok üzün sürmedi maalesef. Çantasından suluğuna,kıyafetinden tokasına,ayakkabısına kadar kendi seçti herşeyini giyindi süslendi ilk gün.Servis almaya geldiğinde işler değişmiş tabi.Okul çıkışı da çok farklı olmadı ve küçük hanım "anne ben okula gitmiyceeem" ,"ben okulu sevmediim "nidalarıyla dolanmaya başladı.İlk haftanın sonu günlerden cuma Duru'nun okul yaşının henüz gelmediğini düşünen biraz da vicdan yapan ben yok dedim göndermeyeceğim bu sene.Oysa ki okul da çok içime sinmişti.Öğretmenlerinin içtenliği ,meslek aşklarını gözlerinde görmem benim için en önemli unsurlardan biriydi.Hal böyle olunca biraz üzgün gittim okula , görüşmeye ,hergün telefonla görüşüp facede  takip ettiğimden bahsetmiyorum bile :)) Öğretmeni Duru'nun yaşıtları çocuklarla oynamasından ziyade büyük abla ve abileriyle oynamak istediğini,öğretmenleriyle birebir vakit geçirmek istediğini söyledi.Karakter öğretmeniyle birebir vakit geçirince sınıf öğretmenine sen git gelme diyormuş:) Abi ve ablalarını sevimliliğiyle ayartıp hadi top havuzuna gidelim deyip istediği gibi geziyormuş sınıflar arasında:)              
             Küçük olduğundan ve okulu sevdirmek istediklerinden yemek saatleri dışında çok sıkmıyoruz dediler ve yaz dönemi olmasından dolayı birebir ilgilenebildiklerinden eylül döneminde  sayı arttığında alışmasının daha zor olacağından bahsettiler.Yani  bu 2 aylık dönem aslında Duru'nun okula alışması için en güzel zamandı.Aile büyükleriyle yoğun sevginin olduğu ,her istediğinin karşılandığı bir ortamda büyüdüğü içindi bu zorluk ama alışacak dedi öğretmeni.Benimde istediğim aslında buydu.Daha disiplinli,temel  kuralların olduğu her istediğinin yapılmadığı bilgi ve becerilerini destekleyecek sıcak bir ortamın,sevgi dolu öğretmenlerin olduğu bir okul..Ve  o okul burasıydı.Kolay ikna olmuştum aslında.Çünkü böyle güzel bir okulu ve bu zaman dilimini bulmuşken çok istiyordum Duru'nun okula gitmesini.Bizde yetemiyorduk çünkü artık.Devamlı birlikte oyun oynamak,devamlı birlikte birşeyler yapmak isteyen bir minnak haliyle yorulan bir anne,anneanne ve dede.Verimli olamamaya başlamıştık.Velhasıl kuzuyu okula göndermeye devam ettik ilk birkaç gün yine "gitmicemler" devam etti.Sonra sonra okulda somurtan Duru yerini gülüp oynayan neşeli bir kıza bıraktı.Şimdilerde sabahları servise binerken biraz sıkıntı evet ama okul içinde uyumlu,bilinçli ve alabildiğine eğlenen bir prenses var :)

karışık vol 2 :)

İnstagramdan derleme fotoğraflarımızla son zamanlarda Duru ve bizden haller :)


Duru Halleri :)


Yine geriden gelen bir not tarihe ;etkinliklerimiz başlığı altında ..Okul notlarımızda inşallah yakında  blogumuzda olacak. Şimdi Bir sulu boya etkinliği ve jimnastik Duru kuzusuyla başbaşa bırakıyorum sizi :)






KARIŞIK :)

Bloğumu uzuncaaa bir süre boşlamamın en büyük nedenlerinden biridir anlık fotoğraf paylaşımı özelliği sayesinde  fotoğraf makinelerimizi kenara  bırakmamızza sebep olan ve bloğumla aramı açan instagram.Kendileri favori sosyal ağlarımdan biridir yapacak birşey yok :) 



HAREKET ;)

Efendim Duru Kuzusundan hallerle başbaşa bırakıyorum sizi biz bir süredir böyleyiz çeşit çeşit akrobasik hareketler halinde geçiriyoruz günümüzü danslarımızda var dillere destan bol kıvırmalı,çalkalamalı  o da başka bir post da olsun :)


MEYVENİN EN GÜZEL HALİ ; YUMMY :))

Soğuk bir gün ; kış değil aslında ama malum bu sene yaz epeyce özletti kendini,güneş yüzünü geç gösterdi. Eve kapanmak durumunda kaldığımız bu günlerde çeşit çeşit aktivite düşündü anne,çalışması sebebiyle hafta sonuna bir dolu etkinlik sıkıştırdı.Bu da onlardan biri ..Biz gerçek anlamda çok eğlendik yaparken.Ancak çocuklu bir aktivite hele de çikolatalıysa biraz sıkıntı olmuyor değil.Çikolatalar benmari usülü eritilirken minik eller meyveleri çöp şişlere geçiriyor haliyle zaman uzuyor.Son haliyle görüntü muhteşem olmasada tadı konusunda bana güvenebilirsiniz :)


TIRTIL :)

Uzun bir ara yine ama kaldığımız yerden devam soğuma falan yok :) bloğumu çok özledim;geriden başlayacağım  busefer yazmaya , bahar aylarında Duru'yla yaptığımız bir aktiviteye yer vereceğim önce.Görüntü kalitesi çok iyi olmayabilir telefonla çekildiği için ama ne yapıldığıyla ilgili genel bir kanıya
 varırsınız sanıyorum ..Buyursunlar :)

1 çift çorap ,minik plastik göz ,silikon tabancası keçeli kalem ,uhu, makaz,ip ve antenler için tüylü şerit (kırtasiyelerden bulmanız mümkün) tıtrılımızı yapmamız için yeterli. 

Boyaamaaaa :))

Bir yeni aktivite daha ;  yine öncelerden bolca sulu,bol boyalı ,eğlence garantili ; böyle buyrun :)





Bir Güzel Düğün Hikayesi..Mutluluğun Hikayesi..

 
 
 
Nasıl güzel bir video çok sevdim ,çok beyendim duygulandım izlerken ; paylaşmak istedim sonra sizinlede..Maşallah bu güzel çifte.. Allahım nazarlardan saklasın ,bir ömür mutlu olsunlar inşALLAH :)
 
 
 

Hu Huuu :))))

Uzun uzadıya yazamadan buralardayım ,  sizleri takipteyim demek için ufacık bir not tarihe çok ara verdim yine.İnstagrama özellikle fena sardım buara.Evdeki internet bağlantısının da icabına baktığımdan beri blogumu iyiden iyiye ihmal eder oldum..İşten eve dönüş akşam 9.30,10' lara kadar Duruyla ilgilenmeceden ibaret oluyor malum; sonrada kendimi yatağa nasıl attığımı bilmiyorum haliyle.En azından hafta sonu blog güncellemesi için evde internet şart arkadaş :) 

Yukarıdaki 23 nisan Duru 'su instagramdan takip edenler bilir 23 nisanda epey eğlendik..Bloguma da not etmek nasip olur inşallah..Daha fazla blogumu ihmal etmeme ümidiyle diyip kaçıyorum...Güzel bir hafta olması ümidiyle sevgiler :)

OTİZMİ FARKET , YAŞAMI PAYLAŞ ...


#2NisanOtizmOrtakYayin /  #otizmifarketyasamipaylas

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ…NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK AYI….

ORTAK YAYIN YAZISI – M. İREM AFŞİN                                                      2 Nisan 2013

Otizm… Yaşamın farklı bir penceresi…

 




Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay.

Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM.

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum.

Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.

Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.

Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Çok yaygın bir yanlış kanı, özellikle erkek çocukların geç konuştuğu veya anne/babası geç konuşan çocukların da geç konuşacağı düşüncesi… Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım.

Eğer çocuğunuz;

Ø      Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,

Ø      İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,

Ø      Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,

Ø      Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,

Ø      Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,

Ø      Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,

Ø      Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,

Ø      Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,

Ø      Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,

Ø      Günlük yaşamındaki düzen ve program değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,

Ø      Kendisine ve çevresine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,

vakit kaybetmeden teşhis için uzmanlara başvurmak gerekiyor.

Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor.

Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak.

Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.

Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark;  erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları.

 

Oysa yaşamın gerçeği hiç de böyle söylemiyor size! Oğlum Nazım Özgün ile okul öncesi eğitim, ilkokul ve ortaokul süreçlerinde yaşadıklarımız, ayrımcılık hikayelerinden ibaret.  Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında bizlere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim!

Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı bizimle paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor.

 

Oğluşum, benim uğur Böcüğüm, aldığım her nefesin anlamı, yaşam öğretmenim! O’nunla birlikte otizmle mücadele ederken, mutluluğun tek bir bakış veya tek bir kelimeden ibaret olduğunu görme fırsatım oldu. Seslenince dönüp bakması, ağzından tek bir kelime çıkması, ağlayıp öfke krizleri geçirmeden bir tam gün geçirmesi, benimle gezmeye, markete, restorana, sinemaya gidebilmesi, kendini hayatın gündelik akışında veya okul hayatı içinde idare edebildiğini görmek için… yıllarca sabırla bekledim. 

 Biz ikimiz,  çok başka bir yerden, büyük bir boşluktan, hiçlikten, sessizlikten, kapalı bir fanusun içinden geliyoruz. Yoku çok, azı fazla, yaşam sevincinin dibine vuran, hayatı farklılıkları ile yaşamayı öğrenmek zorunda kaldığımız bir uçurumun taa en dibinden geliyoruz. Öyle bir yerden geliyoruz ki, “gelmez, düzelmez, hayata katılmaz, konuşmaz, kendini seslendirmez, hayatı anlamaz, anlatamaz, asla paylaşamaz, duygularını gösteremez, hissedemez, arkadaş olamaz, okuyamaz, hiçbir zaman tam öğrenemez, hatta sevemez” demişlerdi… Hepsinin ne kadar boş olduğunu yaşama sımsıkı tutunmasıyla gösteren oğluşumun annesi olmak kadar beni hayatta tanımlayan bir şey yok!

 Son 8 yılda ailemiz haline gelen otizm topluluğunun içindeki her otizmli çocuk benim de çocuğum, otizmli anne-babalar ise yoldaşım. Onlardan sadece biri olarak diyorum ki, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

 Her yıl Nisan ayı, Türkiye’de otizm adına yeni umutlar, yeni adımlar demek… Eğer siz de “Otizmin farkındayım, ama fark etmek yetmez, yaşamı paylaşmak gerek!” diyorsanız,  otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün J 

 Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder!

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşan herkese yürek dolusu selam olsun!

 M. İrem Afşin

Nazım Özgün’ün Annesi

Gönüllü Otizm Aktivisti





 OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ! Kampanyası:

Otizmi fark et, fark ettir! Farkında olman yetmez, yaşamı paylaş! Yaşamı paylaşmak, sorunları paylaşmaktır. Ayrımcılık yapma, otizmliye engel yaratma!

#otizmifarketyasamipaylas http://youtu.be/O-xTwfFbGoobir tık ...

Kapağını Bul :)

         Azıcık keyfimiz yokken(hastacık olduğumuzda) zuzumu eğlendirmek adına hem keyifli hemde eğitici bir oyun oynadık geçtiğimiz haftalarda. Unutulmadan kayıtlara geçmek istedim..
         Duru için yada 2 yaş çocuğu için  basit bir oyun oldu sanıyorum ama yinede 2 tur oynadı kuzum..
         Oyunun içeriğine gelince; evdeki binumum şişeler kapaklarıyla beraber bulunur,karışık bir şekilde ortaya dökülür ve yavru kuştan kapaklar ile şişelerin eşleştirilmesi istenir..Çılgın Montessori :)

Okuyun Lütfen ..

Malumunuz daha yeni bronşit hastalığından kurtulduk üzerine bu yazıyı okuyunca çok kötü oldum.Başımıza neler geleceğini bilmiyoruz hiçbirimiz.Rabbim yavrularımıza herdaim sağlıkla,huzurla geçirecekleri hayırlı uzun ömürler versin..Yazıda geçen miniğe belki bizde yardım edebiliriz diye duyarsız kalamadım..
Lütfen sizde değerli vaktinizden kısacık bir zamanı ayırıp bu minicik yazıyı  okuyun ve paylaşın ..Sevgiler ..

Duru Kuzumdan Hallice

Kısacık bir not tarihe; hep öyle kısacık kalsın bidaha dallanıp budaklanmasın diye..Malumunuz yaklaşık 1 aydır kuzucuğum rahatsız.Kuru öksürükten başlayan basit bir soğuk algınlığı doktorlarımızın gerekli tetkikleri vaktinde yaptırmamasından mütevellit bronşit olarak döndü yavruma..1 aydır gecemiz gündüzümüze karıştı..Nasıl bir yorgunluk herşeyden önce nasıl bir üzgüntü anlatamam tahmin edersiniz.Tam 4 doktor değiştirildi ve perşembe günü itibariyle başlayan bugün sonuncusu yapılacak iğnelerimizle o pis mikropları yenmeyi başardık..Hafta sonu şükürler olsun toparladı iyice..Haliyle Cumadan düşündüğüm bi dolu aktıiviteyi haftasonu icra ettik  zuzumla..Bi kısmı aşağıda; bidaha gelmesin hastalıklar yavruma,yavrularımıza hep diye dualarımda..
Aşağıdaki anne fil Duru fil; pastel boyalarımızın üzerindeki resmi yaptık ;)
                                       Yüz boyası aldık bide ;sanat eserlerimiz aşağıdaki gibi..


         Bu da Duru'nun annemi defter yaptım adlı çalışması :) Göz altlarına hiç girmiyorum :))
                          Sağlıklı,huzur dolu,bereketli olsun her günümüz....Sevgiyle Kalın :)

Ses Veriyorum ; burdayım :) MUTLUYUM :))

Evet evet buralardayım ,çoğu zaman yorum bırakamasamda hepinizi takip etmeye çalışıyorum .Yazamıyorum uzun zamandır geçerli nedenlerim var ama , sıkkınlık , değişik ruh  halleri falan değil somut nedenler bu defa :) Öncelikle internetimizi kapattım baya şuurlu bir şekilde ve isteyerek..Nedeni tahmin edeceğiniz üzere kota aşımı nedeniyle kabaran faturalar..Video,film vs. izlemeden kota nasıl aşılır çözemememden mütevellit sorunu artık kökünden halletmenin vakti gelmişti; kalmam konusunda son derece ısrarlı telekom yetkilileri bu kez beni ikna edemedi anlayacağınız:)
Bilinçi tüketici kimliğimle son derece kararlı bir şekilde iptal ettirdim aboneliğimi:))



Bir diğer haber artık çalışan bir anneyim.Tam istediğim gibi,gönlüme göre,içime sinen sabah 8 ,akşam 5 çalışma saatleri ve hafta sonu tatiliyle,evimizin  pek yakınında ,havaların güzelleşmesiyle öğle tatillerini dahi zuzumla geçirebileceğim bana hayli cazip gözüken şahane bir işim var..Maaşı belki çok tatmin edici değil şimdilik ama Allah'ın izniyle o da gönlüme göre olur inşALLAH diye ümid ediyorum..Oldukça bunaldığım bir zaman diliminde oldu bu iş ve sabrın sonu selamettir sözü bir kez daha yerini buldu..
Diyeceğim o yazılarım uzun aralıklarla olabilir,çoğunuza yorum bırakamıyor olabilirim ama takip edildiğinizi bilin lütfen ve beni de ihmal etmeyin..
Bloğunu ve blogger dostlarını çok seven taze çalışan anne :))

Anne Ve Çocuk Bloglarında Bizim Hikayemiz :)

Balyanağın anneciği güzel arkadaşım Merve anne-çocuk bloglarını bir çatı altında toplayan güzel bir oluşumun öncüsü oldu..Benim de blogger hayatıma anne çocuk bloglarını okuyarak başladığımı düşünürsek böyle güzel ve heyecan verici bir oluşumun içinde olup blogumu anlatmaktan,daha fazla kitleye ulaşıp,daha çok anneyle bilgi alışverişinde bulunacak olmaktan mutluluk duyuyorum..Ve bu güzel oluşuma öncülük edip,emek  harcayan güzel anne Merve kocaman teşekkürlerimi gönderiyorum sana....

Siz de benim heyecanıma ortak olup,biz kimmişiz,neler yaparmışız,blogumuzda neler paylaşırmışız  bakmak isterseniz bir tık yeterli :) Sevgiler...

PEPEEE :))

                                        Cumartesi ;günlerden Pepeydi Duruya;

NO SMOKE

         Uzunca zamandır yazmıyorum yine;yoğunluk mu demeli,can sıkıntısı mı,boşvermişlik mi bilemedim..Biraz biraz var  işte hepsinden günlükçüm.Klavyenin tuşlarına gitmeye üşeniyor parmaklarım o derece yani..Tuhaf bi ocak ayı geçiriyorum kötü değil şükür ama şahanede diyemeyeceğim..He buarada karşılıklı böyle konuşuyor gibi yazmak iyi geliyor bana fazla yorumda yapmıyorsun (yapamıyorsun) ya gözümde iyice büyüyorsun seviyorum seni bee  bloğum,günlüğüm,güncem herneysen.Neyse gelelim sebebi ziyaretimize hayırlı haberlerim var pek hayırlı hemde..
   

Şahane bir çekiliş Duru İçin Hemde :)

http://www.gulcinogretmenim.com/2013/01/cekilisimiz-var-cocuklar-sevinecek.html Bu bloğun sahibesi,tatlımı tatlı,çıtı pıtı bir anaokul öğretmeni .Ben yeni keşfettim ve sıkı takipçisiyim..Okul öncesi çocuklar için şahane etkinliker,şarkılar,oyunlar paylaşıyor bloğunda..Bir de çekilişi var ve ben talihli olmak konusunda ilk kez bukadar istekliyim :) Sizde katılmak isterseniz yukarıda yazmış olduğum sayfayı ziyaret etmeniz yeterli..

Nasıl ?çekilişi kazanmak istediğim kadar var değil mi :))Mutlu Pazarlar,Güzel Haftalar Herkese:)

Header Tasarımlarım :)

Duru'nun yaklaşık olarak 1 haftadır düzenli uykuya geçmesinden mütevellit kendimi header tasarlama işine vermiş durumdayım..Tasarımın bir çok dalı aslında benim için çok zevkli bir uğraş..Header tasarlarkende kendimi fena kaptırıyorum  ve aklımdaki hernevi düşünce uçup gidiyor;bi tasarımıma odaklanıyorum bu da haliyle inanılmaz rahatlatıyor beni..Almış olduğum grafik ve web eğitiminde bana yakın yakın duran taraf grafik gibi..Ama baktığımızda kodlarla uğraşmakta iyi geliyor..
Kodlarda tasarımın bir parçası eh nihayetinde  yazdığınız kodların sonucu şahane görseller olunca değiyor muhakkak.Kod dediğimizde bir yabancı dil gibi bence yazılım dili sonuçta ve pekçok ayrıntısı öğrenilmesi gereken pek çok yeri var; derya deniz anlayacağınız..İlgileniyorsanız eğer bu konuyla ilgili pek çok tutorial ve bilgilendirici yazı bulmakta mümkün..Ancak rahatça kavranabilmesi için bi temel olmalı sanıyorum özellikle kod kısmında ve biraz ingilizce bilgisi..Ge-ce 'nin bloğu neredeyse en ince ayrıntısına kadar  anlatılmış şablon dersleri içeriyor.Anlaşılacağı üzere  burdanda yola çıkarsak tam olarak benimde yapmak istediğim şey şablon tasarlamak,ama işin çok başında olduğumdan bunu yapmak  baya baya zamanımı alıyor ve görsel tarafıyla meşgul olmak şimdilik bana daha iyi geliyor..
Ve bir yeni haber daha ..2013 yeniliklerin yılı olacak inşallah hayatımda..Bir tasarım bloğu daha açtım henüz faaliyete sokmadım ancak inşallah çok yakında orada da bambaşka bir konuda bilhassa biz kadınların hoşuna gideceği bir alanda  güzel işler yapacağız..Bakalım hayırlısı:)
Gelelim son bir hafta içinde tasarladığım headerlarıma kullanmak isteyen olursa guzeldurugunler@gmail.com dan bana ulaşabilir..:)


İlk Kitaplığımız

Elif Duru'nun kitap okuma aşkını bilmeyeniniz yoktur herhalde.Yavrimuya bu sevgiyi aşılamış olmak beni çok mutlu ediyor..Çocuk annede,evde ne görürse onu taklit ediyor..Kız çocukları özellikle anneyi rol model alıyor..Elinde kitabı olan bir anne,elinde kitabı olan bir çocuk demek aslında.Duru kitaplarını oyuncaklarından çok seviyor.Hatta öyle ki sayfalarını koklayarak çeviriyor:)Doğdudan beri ki çok zorlu dönemler atlatmış olmama rağmen boşvermeyip uyurken ,gözleri açıkken hep okudum ona birşeyler..Kimi zaman dua,kimi zaman mutlu sonla biten masallar..Şimdi meyvelerini topluyoruz :)Kitaplarımızın sayısı arttıkça onları muhafaza edecek yerimiz de azaldı.Daha da artacağını düşünürsek Duruya uygun; boyunca,elini attığında istediği kitaba erişebileceği bir kitaplık edinme vakti gelmişti..Acemi Anne Esra Sert'in facebook sayfasında ve Ntvmsnbc'de ki köşesinde görmüştüm bu kitaplığı..Sağolsun nerden edindiğini paylaştı benimle..Önce stoklarda yoktu kısa sürede yapıldı ve Duruşun sevimli kitaplığı evimizin en işlek noktasındaki yerini aldı :)

2013 :)

Nereden başlasam yazmaya bilemedim blogcum.. 2013'e bir kala başbaşaydık kızımla hatta yılbaşınıda başbaşa geçirdik yavrumla..Dede ve anneanne İnegöle kaçtı bizde yavrimuyla ana kız coştuk ta coştuk..Yaz aylarından  bilirsin trambolin sevdamızı..Havanın güneşli olmasından mütevellit 2012'nin son günleri ve 2013'ün ilk günleri hasret giderdik bol bol hoppalayla:)